Koç, zodyakın ilk çığlığıdır. Anneden kopan, kordon bağını kendi kesen, hayatta kalmak için sadece kendi kas gücüne, kendi zihnine ve kendi cesaretine güvenen bireydir. Ay Koç için birinden yardım istemek, birine bağımlı olmak ya da bir süreçte başkalarının onayını, hızını beklemek adeta bir zayıflık, bir ölüm gibidir. Gücünü tam da o her şeyi tek başıma hallederim gururundan alır.
Ay Koç bir problemle karşılaştığında hemen kollarını sıvar, ben hallederim der ve saldırır. Fakat 12. ev, somut duvarların olmadığı, sisten ve sudan oluşan bir labirenttir. Satürn (Balık) burada Koç'un önüne öyle soyut, öyle kontrol dışı durumlar getirir ki, Koç nereye vuracağını bilemez. Boşa yumruk sallıyormuş gibi hisseder. Satürn der ki: Kendi iradenle, kendi egonla burayı itemezsin. Durmayı, akışa teslim olmayı ve o kibirli "ben yaparım" fikrini bırakmayı öğreneceksin.
12. ev kolektif bilincin, biz olmanın, bütünün evidir. Satürn Balık transiti boyunca Ay Koç'u öyle anlarda sıkıştırabilir ki, kişi hayatında ilk defa hiç sevmediği o eylemi yapmak zorunda kalır: Birinden yardım istemek.
Bu, Ay Koç için muazzam bir egosal kırılmadır. Başkalarına muhtaç olma korkusuyla yüzleşir. Satürn ona aslında tek başına hiçbir şey olmadığını, insanlığın ve evrenin görünmez bağlarla birbirine bağlı olduğunu gösterir. Başkalarından destek almak seni zayıf kılmaz, seni bütünün bir parçası yapar dersini verir.
Ay Koç zaten yalnızlığı sever, kendi başına kalmaktan korkmaz. Ama onun yalnızlığı aktiftir; ben tek başıma da dağları delerim yalnızlığıdır. Koç'un canını yakan konular da tam olarak buradan gelir. İsteyerek seçtiği bir yalnızlık değil, sistemin onu mecbur bıraktığı bir tek başınalık söz konusudur. Bu süreçte Satürn ona, dış dünyadaki o sahte bağımsızlık savaşını bırakıp, iç dünyasındaki o kırılgan, yardıma muhtaç çocukla baş başa kalmayı dayatır.
Ay Koç için en büyük disiplin, eylemsizliktir. Bir şeyi kendi başına çözemeyeceğini anladığı an, teslim bayrağını çekmek yerine daha çok hırslanır, daha çok saldırmak ister. İşte Satürn tam bu noktada o hırsı törpüler. Bu problemi sen çözmeyeceksin, zaman çözecek, sistem çözecek, başkaları çözecek; sen sadece izleyeceksin ve sabredeceksin der.
Ay Koç bu dönemde enerjisinin düştüğünü fark ettikçe, kendini kanıtlamak için bedenini daha çok zorlayabilir. Hâlâ güçlüyüm demek için dikkatsizce hareket edebilir. Ancak Satürn 12. evde (aynı zamanda hastaneleri ve izolasyonu yönetir) kişiyi tam da bu körü körüne koşturma yüzünden küçük sakatlıklar, ayak burkulmaları (12. ev ayakları yönetir) veya operasyonlar vasıtasıyla yatağa bağlayabilir. Satürn'ün buradaki mesajı nettir: Sen durmazsan, ben seni durdururum ve o çok güvendiğin bedenini dinlendirmeye mecbur bırakırım.
Bu dönemde şiddetli baş ağrıları, migren atakları, diş sıkma veya gözlerde basınç hissi çok sık görülür.
12. ev uykunun kalitesidir. Satürn burayı disipline ederken Ay'ı (zihni) sıkıştırdığı için, Ay Koçlar gece uykuya dalmakta zorlanabilir veya sabaha karşı uykudan aniden sanki bir savaşa uyanıyormuş gibi, adrenalin patlamasıyla uyanabilirler. Beden dinlenemediği için hücresel yenilenme yavaşlar.
Ashwini Nakshatrası
Ay'ı Ashwini'de olanlar için Sade Sati'nin ne anlama geldiğini ve şu an neler yaşadıklarını/arkalarında bıraktıklarını adım adım inceleyelim:
Ashwini'nin sembolü at başıdır. At; ham gücü, hızı, durdurulamaz bir dürtüselliği, özgürlüğü ve her şeyden önce koşma arzusunu temsil eder. Yöneticisi Ketu olduğu için bu hız dünyevi bir mantığa da dayanmaz; tamamen içgüdüsel bir fırlama enerjisidir. İşte bu şahlanan at, Sade Sati'nin başlamasıyla (Satürn'ün 12. eve girişiyle) kendini aniden karanlık, kapalı, sınırları belirsiz ve sisli bir ahırda bulur.
Bir atı dar bir alana kapatıp koşturmazsanız ne olur? Kendi kendini yemeye başlar, duvarları tekmeler, hırçınlaşır. Şu an yaşadığınız o içsel huzursuzluğun, nedensiz öfke patlamalarının veya zihinsel sıkışmanın sebebi budur. Ashwini arketipi eylemle beslenir; Satürn 12. evde eylemi elinden aldığında, o devasa Prana (yaşam enerjisi) içeride sıkışır ve kendi sisteminizi bombalamaya başlar.
Ashwini bu tıkanıklığı fark ettiğinde refleks olarak daha sert kapıları tekmelemek ister (daha çok çalışmak, daha çok zorlamak, tek başına halletmeye çalışmak). Ancak 12. ev sisten duvarlara sahiptir; ne kadar sert vurursanız vurun, yankı bulamazsınız. Satürn der ki: Koşarak kaçamazsın. Bu sefer duracaksın.
Ashwini'nin devata'ları Ashwini Kumaras'tır; yani tanrıların ilahi hekimleri, şifacı ikizler. Onlar mucizeler yaratır, yaşlıları gençleştirir, körlerin gözünü açar, yürüyemeyeni yürütür. En önemli özellikleri hızlı ve pratik çözümler üretmektir. Bir kriz anında Ashwini hemen formülü bulur, müdahale eder ve kurtarır.
Sade Sati'nin bu evresinde Satürn, bu şifacı ikizlerin çantalarındaki tüm ilaçları, formülleri ve aletleri ellerinden alır. Ashwini her şeyi çözmeye alışkındır. Satürn 12. evde öyle durumlar, öyle karmaşık krizler veya psikolojik süreçler getirir ki, Ashwini hayatında ilk defa ben bunun üstesinden nasıl geleceğimi bilmiyorum, elimdeki hiçbir araç işe yaramıyor gerçeğiyle yüzleşir. Bu, Ashwini'nin her şeyi çözen kurtarıcı egosunun ölümüdür.
Ashwini kimliğini hızıyla, başlattığı projelerle, cesaretiyle ve ilk olmasıyla tanımlar. Satürn bu özellikleri askıya aldığında, Ashwini aynaya baktığında boşluk görür. Üretemiyorsam, koşamıyorsam, birilerini kurtaramıyorsam ben hiç kimseyim duygusu uyanır.
Ailevi sorumluluklar, çözülmesi gereken maddi krizler veya geçmişten gelen hukuki/bürokratik meseleler tam da bu dönemde patlak verebilir. Normalde herkesin imdadına koşan, her şeyi şıp diye çözen sen; şimdi kendi hayatındaki bu düğümleri tek başına çözemiyorsun. Birilerinden destek istemek zorunda kalıyorsun ama o destek ya gelmiyor ya da gelse bile burnundan getiriliyor. Çevrendeki insanların seni anlamadığını, hatta seni yalnız bıraktığını iliklerine kadar hissediyorsun.
Ashwini bu Sade Sati girişinde şunu anlamak zorundadır: Savaş bitti. Dış dünyada fethedilecek bir kale, kurtarılacak bir insan, tek başına çözülecek bir problem yok.
Şu an o atı vahşi doğada koşturma zamanı değil; onun tapınağın bahçesinde, sessizce dinlenmesine, gökyüzünü izlemesine izin verme zamanı. Ashwini ne zaman ki o hız, sabırsızlık ve her şeyi ben çözerim kontrolcülüğünü bırakıp şu an duruyorum ve sadece izliyorum, en azından şuan her şeyi çözmeye gücüm yetmiyor diyebilir; işte o gün Satürn onun alnından öper ve ona dünyevi hiçbir hızın veremeyeceği o mutlak içsel gücü ve bilgeliği bahşeder.
Bharani
Ay'ı Bharani'de olanlar için Sade Sati'nin ne anlama geldiğini ve şu an neler yaşadıklarını/arkalarında bıraktıklarını adım adım inceleyelim:
Bharani bir rahim arketipidir. Bir rahim genişler, büyür ama doğum anı geldiğinde o bebek için rahim artık güvenli bir yuva değil, onu sıkıştıran, ezen ve dışarı fırlatmaya çalışan klostrofobik bir hapishaneye dönüşür. Ay Bharani şu günlerde hayatında, ilişkilerinde, evinde veya işinde korkunç bir sıkışmışlık ve klostrofobi hissi yaşıyor. Duvarlar üzerine geliyor gibi.
Eski hayatının, eski düzeninin artık bittiğini, oraya sığamadığını biliyor (bebeğin rahme sığmaması gibi). Ama yeni hayat henüz doğmadı, o karanlık tünelin (doğum kanalının) içinde. Bu yüzden gün içinde nefes alamama hissi, panik atak varyasyonları ve buradan çıkmam lazım ama çıkamıyorum çaresizliği kaçınılmaz olabilir.
Bharani'nin devatası Yama, adalet ve karma tanrısıdır. Satürn de 12. Evde olunca, Ay Bharani'nin zihni şu an tam bir mahkeme salonuna dönmüş durumdadır. Sürekli bir geçmiş muhasebesi var. Ben nerede hata yaptım, kime ne yaptım, neden bunları yaşıyorum sorgulaması zihni kemiriyor.
Bharani bu dönemde kendine karşı acımasızdır. Kimse onu cezalandırmasa bile, o kendi kendini içeride cezalandırır. Hak ettiği halde kendine bir şeyi çok görür, suçluluk psikolojisiyle yaşar. Geçmişte uğradığı haksızlıklar veya kendi yaptığı hatalar gün yüzüne çıkar ve içini kemirir. Bharani, Venüs yönetimindedir; tutkuludur, arzular doludur, hayata ve insanlara derin bağlarla bağlanmak ister. Ama Satürn 12. evden bu Venüsyen Ay'ı kurutur. Tam bir duygusal kuraklık ve yabancılaşma hissi. Ay Bharani en sevdiklerine, çocuklarına, eşine veya dostlarına bakıp ben hiçbir şey hissetmiyorum, içim bomboş diyebilir.
İlişkilerde muazzam bir kriz yaşanır çünkü Bharani ya hep ya hiççidir. Ya biriyle tam bağlanacaktır ya da onu tamamen hayatından silecektir. Satürn 12. evde Bharani'ye o çok bağımlı olduğu, sıkı sıkı tutunduğu insanları, maddiyatı veya statüyü bırakma disiplini dayatır. Bharani bırakmak istemedikçe, canı somut kayıplarla, maddi zararlar, kopan ilişkilerle acır.
Bharani direkt olarak üreme organlarını, alt karın bölgesini ve vücudun atım/boşaltım sistemlerini yönetir. Bu dönemde Ay Bharani'ler vücutta birikme, şişkinlik ve ödem problemleri yaşarlar. Vücut toksinleri atamaz. Sindirim sistemi kilitlenebilir, kabızlık veya alt karın bölgesinde kronik ağrılar, kramplar baş gösterebilir.
12. evdeki Satürn, Ay Bharani'ye gizli bir yas tutturur. Bu illa somut bir ölüm olmak zorunda değildir; bir dönemin ölümü, gençliğin ölümü, eski neşeli halinin ölümü, bir hayalin ölümüdür. Dışarıya karşı güçlü, dik, her şeyi idare eden o maskeyi takar ama yalnız kaldığı an, arabanın içinde veya banyoda hıçkıra hıçkıra ağlayabilir. İçinde anlam veremediği, çok derinden gelen bir keder vardır.
Bir Ay Bharani şu an tam olarak doğum kanalının en dar yerinde sıkışmış durumda. Arkaya dönemez çünkü orası bitti; ileri gidemiyor çünkü henüz o doğum sancısı tamamlanmadı. Sistem Bharani'ye diyor ki: Sen bir şeyleri kontrol etmeye, tutkuyla yapışmaya, "bu benim" demeye çok alışıksın. Şimdi en çok korktuğun şeyi yapacaksın: Serbest bırakacaksın. Teslim olacaksın ki, o içindeki yeni insan doğabilsin.
Krittika
Ay'ı Krittika'da (Koç kısmında) olanlar için Sade Sati'nin ne anlama geldiğini ve şu an neler yaşadıklarını/arkalarında bıraktıklarını adım adım inceleyelim:
Krittika, Güneş karakterlidir; sahnede olmak, takdir edilmek, saygı görmek ve netlik ister. Bulanıklıktan nefret eder.
Ay Krittika Sade Sati'de hayatının en büyük sınavını görünmezlik üzerinden verecek. Ne yaparsa yapsın fark edilmiyor, emeği çiğneniyor ya da fikirleri duyulmuyor. Normalde girdiği ortamda ağırlığını koyan o asil insan, sanki bir gölgeye dönüşmüş gibi hissediyor. Bu durum Krittika'nın o devasa Güneş gururunu darmadağın eder. Çevresindeki insanların ona karşı daha lakayıt, daha saygısız davrandığını ya da onu hafife aldığını deneyimler. Bu, Krittika için fiziksel acıdan daha ağır bir ruhsal hırpalanmadır.
Krittika'nın en büyük gücü netliğidir. Bir cerrah gibi, hayatındaki çürük şeyi görür, bıçağı takar ve keser atar. Ya ak, ya kara der. 12. evdeki Satürn transiti, Krittika'nın o keskin baltasını elinden alır veya köreltir. Şu günlerde hayatında öyle durumlar var ki, Krittika karar veremiyor. Sisli bir denizde önünü görmeye çalışıyor. Kesmeli miyim, kalmalı mıyım, gitmeli miyim, durmalı mıyım ikilemi zihnini adeta yakıyor. Hayatında ilk defa bu kadar netlikten uzak ve kararsız kaldığı için kendine olan güveni sarsılıyor. Bu kararsızlık hissi, Krittika'yı gün içinde aşırı gergin, patlamaya hazır bir barut fıçısı haline getiriyor.
Krittika direkt olarak sindirim ateşini ve metabolizmayı yönetir. Yönetici elementi saf ateştir. Dışarıya akıtılamayan, o haksızlıklara karşı kesilip atılamayan öfke mide ve sindirim sistemine vurur. Ay Krittika'lar Sade Sati döneminde ciddi mide yanmaları, ülser/gastrit atakları, reflü veya vücutta aşırı asit birikmesi yaşarlar.
İçeride bir volkan kaynıyor ama 12. evdeki Satürn o volkanın ağzını kapatmış durumda. Bu yüzden o ateş yukarıya, göğse ve boğaza doğru tırmanır. Kalp çarpıntıları, ani ateş basmaları ve sanki içeriden yanıyormuş hissi bu transitin bedensel karşılığıdır.
12. ev gizli düşmanlıkların, arkadan dönen işlerin evidir. Krittika ise her şeyi açıkta, dürüstçe ve mertçe oynamak ister. Arkadan iş çevrilmesinden tiksinir. Ay Krittika bu dönemde arkasından dönen dolapları, gizli dedikoduları, en güvendiği insanların dürüst olmayan yüzlerini öğreniyor. Belki iftiralara uğruyor, belki hakkı yeniyor. Normalde böyle bir durumda ortalığı yangın yerine çevirecek olan Krittika, Satürn'ün 12. evdeki o eli kolu bağlayan enerjisi yüzünden kendini savunmakta zorlanıyor. Haklıyken haksız duruma düşürülmeye çalışıldığı, adaletsizliğin dik alasını gördüğü olaylar yaşıyor.
Krittika asla kurban rolünü kabul etmez, aciz görünmekten nefret eder. Ağlasa bile bunu kimsenin görmeyeceği yerde yapar. Satürn 12. evde Krittika'yı öyle bir noktaya getirebilir ki, kişi hayatta hiçbir şeyi kontrol edemediğini, şartların oyuncağı olduğunu hisseder. Bu süreçte Krittika'nın vermesi gereken en büyük somut sınav, ben her şeye gücü yeten bir kral/kraliçe değilim, bazen ben de aciz kalabilirim gerçeğini kabul etmektir. O tahtı, o tacı ve o gururu 12. evin yalnızlığında teslim etmek zorunda kalıyor.
Sistem Krittika'ya diyor ki: Sen bugüne kadar hep dışarıdaki düşmanları kestin, dışarıdaki yanlışları eledin, gücünü dış dünyaya hükmederek gösterdin. Şimdi o keskin baltanı al ve kendi içindeki kibire, kendi içindeki o bükülmez gurura vur. Ancak o zaman temizleneceksin.
Kolaylıkla geçmesini temenni ediyorum…
